1 Aralık 2012 Cumartesi

Yoruldum.

Unuttum.
kuruttum ıslattığın
bedeni, avuttum.
sanki dünmüş
gibi geçtim
kadınlara karıştım
başka sulara
aşk dedikleri
artık bende
iki beden arası
bir kaç dakika.

ellerin

Ellerin
ertelenmiş bir coğrafyanın 
susatılmış yanları,
hiçe karışmış kuraklıkları,
Ve ellerin
oysa ki
En güzel yeri vücudunun
kırık bir gece
uzanıp kimsesizliğe
Tuttuğu adamları
Saplamış göğsüne göğün.

Sevilecek aşklar içmişler
bizden çok önce
güzel sevdalardan boşanmış
yaşanacak kadınlar,
Unutalacak yarınlar,
yalnızlıkta görücüde
ucuz kalmış çocukluğum.
Hikayede duydum
öteden bu yana
ama ta Adem'den başlayarak
Geçerek İsa'dan
unutarak kızıl denizi
Kaderi ayırdılar ikiye
konu edildi
ölüm çağrıştıran 
nefes almalara.

Sevin sevilin
açın utangaç yanlarınızı.
aşk dokunmaktan yana
bırak kalsın kızlığın
yalın ayak, yanağı al.
Ellerin
hem mutluluktur 
hem ölüm
sorumsuz sevişmelerde.

Geçip giden.

Hiç gitmemiş gibi
henüz geçtin içimden.
Elllerin ıslattı 
saçlarımı
nasılda öyküsüzdüm 
nasıl da öksüz
yol veriyordum hayallere.

Henüz geçtin içimden
tamda yağmaya çalışırken
akşamdan kalma 
salaş bir yerlere.


22 Eylül 2012 Cumartesi

Bak ağaç.

Bir şehir
asıl olan adam
bir şehirde bir adam
adamın içinde mavi
teninde duman
birazda pütürlü bakışları
sen hiç tavan izlemedin mi?
Birazda su katmış hayatına
yek çekilmez bu meret
elinde bir aşktan kalma
hatır kalıntıları var
sürmüş yüzüne
yüzüne gülene, gülmüş
kime gülse
dudağını yolmuş
sonra yollar gittikçe biter mi?
Sen hiç biten hikaye gördün mü?
mesela bulut
mesela yağmur
kaç adımda eskitilir bir ömür?
Yazmış sonra
sevdiği kadınları sermiş sereserpe
az değil yirmibeş sene
sen hiç yirmibeşinde öldün mü?
İki kere gömülmüş
daha derin dedikçe
insanlar görmüş, çıplak
yalanlar örtmüş kasıklarını
kaç izi mahremiyetinde barındırır
düşmüş.
sen hiç kanayan mendil gördün mü?
Bizim Edip görmüş.

Bir şehir bir adam
adam bir şehirde
hayat örmüş
kimi yırtmış
kimi öpmüş
kimi çokmuş
kimi yok
adam
şehir
düş
yara
çıplak
bulut
gökyüzü
bak ağaç.

5 Eylül 2012 Çarşamba

Okumalık sevgili

Aşk eskidendi
bir kadında
bir ömrü yaktım.

Tozu dumana katmıştım.
çektim perdeleri
kapısını kapattım
şimdi aşk kaf dağının arkası.
Gül bahçem var demem sana
çiçeklerim yokta demem
mesela uyumadan hemen önce
kitaplar okurum sana.

1 Eylül 2012 Cumartesi

Kitap aralığım

Sabah olunca
kaçırıp
kendimi
sana saklanıyorum
yalnızlıklardan
kurtulmuş
üstü karalanmış
kitap aralığı bir yanım
hangi sayfada bıraksan
seni açıyorum.

7 Ağustos 2012 Salı

Uykusuzluk çaredir bazen, bazen ölümdür çare.

Ellerimi bağlayıp sararmış kırgınlığıma
geçip gitmeni seyrediyorum
hayatımın sürgün yanlarından.
Sol yanımı firar ettiriyorum,
sensiz uyanılacak sonbaharlara.

Dün oluyor sonra
sensizliğime kapaklanan ellerin,
sarılıyor bedenim ölü düşüne.
Sen giderken tam da bu sırada
gök yarılıyor yağıyor gün,
gece döllüyor.
Cehennemi sarıyorlar gölgeme,
ardımdan peydahlanıyor yokluklar,
cansız bedenler dökülüyor önüme.
Saçak sevdalara konu oluyorum kimsesiz
yalnız sevdadan ölünmez diyorlar,
hastalığımda sen yaralısın, bilmiyorlar.

Kuşlar dönüyor göç yollardan,
ağaçlar yaprak topluyor,
yağmur buluta dökülüyor,
toprak geri veriyor aldıklarını,
yelkovan akrep karşılıyor,
kitaplar son sayfadan geri sayıyor,
seneler çentik siliyor,
terse sarıyor film şeridim.
Hikayem sorgulanıyor
kelimeler karamsar hayaller çatışık
bir şeyler konuşuluyor anlatılıyor bir şeyler
susmak düşüyor payıma sensizlikten.
alnıma terk edilmiş yazım
Tanrı aç bırakıyor nitrozamin barındıran ruhumu
geri dönülemeyecek yollar çiziliyor silbaştan
eksik olduğun maviler akıtılıyor
Nasıl geldiğimi bilemediğim hayata
sensiz!
nasıl öleceğimi anlatıyorum aslında.





26 Temmuz 2012 Perşembe

Sensiz dinleyin beni.

Yalnızlığım salınıyor
yarım bıraktığın soluklarımdan.
yeniden başlıyorum 
kaldığım yerden yok olmaya 
bir gece daha yakıyorum. 
Kime dokunsa bakışlarım
çatlaklarım 
sen oluyor her seferinde
içimden geldiğinden değil 
hala sevdiğimden değil
aşktan
hasretten
dertten  değil
elin kaldı bende
tutmuyor hayallerimi
elim kimim eline değse.
İki büklüm saatlerim şimdi
günüm geçimsiz
yılım karamsar
saçların sarmalanıyor
boğazıma düğüm
gelsen şimdi
gözyaşların avuçlarımda
korunmasız ıslak
ötesiz kimsesiz
yağmışsın
sanki bizim değilmiş
bu gökyüzü
ıslandığım değil yağmur
yakan gözyaşların
sormadan düşmüşsün
yüzümün efkarına.

hani bir gelsen şimdi
bakmadan ardıma
sarardım kimsesiz yarınlarıma.






24 Temmuz 2012 Salı

Neden arama kendine, yok.

Sadece hayaller
kurulabiliyordu
sen gelince akla
bir geceden bir geceye
bir kaç adım öte
gündüze varılmadan
geçilebiliyordu.

Ve ne ara
içimde biraz fazla boğulsam
yarım yamalak hatıralarla
aradan yalnız yüzün seçilir
çıplak
utanmasız
cevapsız
gelir
yatağımın en soğuk yarınında
yer edinir.

Senden arda kalan
hayat mı dersin?

Bir gün mutlak ölecektik
ve bir kere gelinecekse bu hayata
neden?
sorusu en doğal haktı
bir yaşama esnasında.

Her gün öldüm bilmedin.
Senden arda kalan
Hayat mı demiştin?

19 Temmuz 2012 Perşembe

Kül

Eskisi kadar
değil,
küllerinden doğmuyor
gidenler
sadece savruluyor
rüzgara,
ve artık çekilmiyor
yüreği yarım kalmalar
gözü sarhoş
hali duman olmalar.
yalnızlık şimdi
her yanı sarmış
kolları koynumda.
Senin mi bu ateş?
Ve ben 
efkarı tavan yapmış 
düşüm,
düştüğümde gördüm
nefes alamamakla 
ölmüyor aşklar.

Toz

Başımı  düşüme yaslayıp
seni siliyorum 
hayatımdan,
tozların yakıyor.
Şimdi gelsen 
diyorum
en fazla
yüzün
sarar hayallerimi.
Bulutlarım gitti.

17 Temmuz 2012 Salı

Yolculuk

Mutluluk dedikleri
günlerce sürecek
yolculuktan sonra
varılacak kent gibi.
öyle çok
alıştırdılar ki ayrılıklara
giderken arkalarından
boş gözler döküyorum
yüzüm gözüm ıslak
otobüs camının
soğukluğunda.
Ve ben sus pus olunduğunda
doğdu sanılan
kız çocuğu,
ne gelişim heyecanlandırıyor
ne de gidişimde
hüzün kaplıyor
her yanı.




Özlemlerle, Kızın.

Anne bak!
Soyundum
bir kenara bıraktım benliğimi,
Çıplak kaldım utanmadım.
Ellerinde yoğruldum
ne de masumdum
babamın ellerinden tutarken parkta.
Işıkların rengi hep aynıydı
ruhları değişti
sürgün yedik hayattan
en çokta atlı karıncadan.
Hiç bir yere gitmez sanıyorsun
bir bakmışsın hayat gitmiş arkalarından.
En çok canımı
yaktıklarında kadındım
ve en çok o anlarda seni andım
artık o küçük kızın
değil
bedeni ellerde
bir kadınım.

Kalanlar.

Herkes gider.
Herkes ardına bakmadan
gider,
aslında öyle 
sanılır.
Oysa aşk bitmez
o bir kalma biçimidir.
Elleri kalır
bilekleri kalır
gözleri kalır
teni dolanır üstünde
dilinde tuzu kalır
ve neden diye sorma
her gelen 
onunla anılır.
herkes gider
aşk kalır
o bir ölme biçimidir.

Olamadık

Kulaklarım 
kör şimdi,
gözlerim sağır,
sözlerim loş
günlerim gece
dünyam bulanık.
Olamadığımız yerde
bekle beni.

Soluk

Çocukluğunuzda
oyalanmanız için 
elinize 
tutuşturulan 
boya kalemleri gibiyim,
her rengim
hüzün.

12 Temmuz 2012 Perşembe

İlişik Hayatlar

Kimisinin hayatından 
istesen de gidemezsin
mutlaka iliştirilir 
birbirine iki hayat
sık sık
beklenmedik hallerde
tadı aynıdır
unutamazsın
yalnızca kanar
için.
Bir yanın 
ona uzanır,
hangi yalnızlığı seçsen.
Gecenin boş yarısı
bulma hevesi
sarhoş yastıklar
üstüne sızmış yorgan
iki büklüm bir bulut
kimin bu düşler
kim de kalmış umut.



Anlam

Sarılmak
ve Dünya durması:
Bir içten
bir içe
aynı anlamda.

Boşluk

Bir başka 
bakıyorum,
bu sabah penceremden
şehre
seni çıkıyorum
geriye
hiç kalıyor.

-ge hali

Delik deşik düşlerimi
görmelisin
çürümeyi ve küfü
savrulmuş yanları
kırık kemikleri
burkulmuş hayalleri
birde
mezar kokuyorum
gittiğinden beri.

Kadınım

Her hal'de güzeldi.
uzun 
soluksuz 
gecenin sabahında,
Anlamsız 
cümle sonlarında,
buruk düşlerde,
soluk tenlerde,
kimsesiz evlerde
Hasta yataklarında bile,
güzeldi.
yangınımdı. 
Kadınımdı.

İntihar uzun soluklu bir kelime.

İsa'nın
çarmıha gerildiği yaştayım.
Terkedip giderken ruhunu
almak istediğim 
nefesleri hissetmiyorum.
Ölüm geliyor diyorlar,
çaresiz,
inanmıyorum.
Önce ellerin gidiyor
sonra 
hayat akıyor önümden.
Sen gidiyorsun
solgun bir gün oluyor
mevsim yanlış
yüzün soluk.
Ölüm dedikleri 
iki dudak arası 
iki hece.
Hiçlik bilinci 
sadece susuyor insan
ötesi olmadığını 
bilmekle.

Karmakarışıklığım

Yağmurluydu...
Dündü
gitti. 
Akşam oldu,
sonra gece.
Söz bitti... 
Güz indi...
Sus!!
pus oldu.
Ses duyuldu.
Öldü yarınlar.
Kırıldı hayat,
hayat kırılgandı.

Spermname

Aşkı 
İki bacak arasında 
yaşadığınızı bilmeyince,
terinizi
aşkın nemi 
zannedersiniz.
Peçeteyle silinen
çocuklarınızdan
tek farkınızdır
kötü kokmazsınız.

Adın

Aşk diyordu
adına kadın,
yeniden doğmak gibi.
Nefes almak gibi.
Vedaları terk etmek
eskimiş bavullara
ve tuzun olmak
bir içten bir içe.
Sen olmak
diyordu
bir daha bu hayatta
olamayacağını 
bile bile.

9 Haziran 2012 Cumartesi

yaşıyor muyum?

Sen çıkıyorum
hangi düşe dalsam,
hiç oluyor tenin, ellerin
bi'gökyüzü daha yakıp
hayalleri karalıyorum
içine düştüm iyi miyim?

Kanayan yanlarım var benim hala,
tuzsuz kalmış sevişmelerim.
Yarınıma kim gelse,
dünlerim acıyor
bi'bulut büyütüyor,öldürüyorum,
bilmem yaşıyor muyum?

Boynumda ki ip senin
elinde ki o el kimin?




8 Haziran 2012 Cuma

Eskidendi

Bayram sabahlarını hatırla,
sen küçük bir kızdın.
Annen örmüştü
saçlarını,
baban öpmüştü 
yanaklarından.
En beyaz hayallerini
sürünmüştün,
yoktu, olmamıştı hiç
bi'yaşama esnasın da 
yalnızlığın. 
Güzel günlerdi
çabuk kirlendi.

7 Haziran 2012 Perşembe

Gri mevsim

Gittin...
hiç bilmediğim
bi'mevsim şimdi
elimde ki
haksız bi'gülüş.
Çocukların ellerinde
tellerden kurtarılmış
yaralı yamalı yırtık
bi'uçurtmayım
mavi olduğuma bakma
geçmişte kalmış
siyah püsküllüdür
yalnızlığım.

Uçamadığım gökyüzüm
benim misin?

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Yağmur

Benim, 
söndürmek için 
kapı pencere sokak 
dolaşıp 
gökyüzüne açan 
bağrını, 
anladım ki 
yağmur ıslatmıyor
iç yanıklarını.

15 Mayıs 2012 Salı

Babam

Sus pus olmuş yüzün
sarmışlar seni
anlamadım.
Özlemin yokluğun
sessizliğin, tarifsiz
sensizliğin.
Kokunda umudu bırakmıştım
iyi ki doğmuştun
babamdın 
gözümden aktın.


11 Mayıs 2012 Cuma

Parçalı Bulutlu

Bi'kuş uçtu geceme
yağmur ıslanmış,
senden gelmiş,
toprak kokmuş.


Sırt dönmüşsün hayallerine, 
ellerine  iç kırıkları saplamışsın.
Oysa ben en çok ellerini severdim 
bilirsin ya.


Yüzünde gece,aynı mı gülüşün?
Düşten kalma kelebek ömrü
bi'şey yaşamıştık,
ne sevişti bu ne dövüş,
Şimdi biri yaralı kaldı,
biri öldü.
Mutluluk kimindi?



10 Mayıs 2012 Perşembe

Yalan

Adı yalan geçer kayıtlarda
sende duran aşkın
ne kadar savunsan az,
ve bulut sanar iç kabartılarını
uzanan bir içten bir hiçe.


Ellerle söylüyorlar yolunu
yoğruluyorsun,
yoruluyorsun,
kalabalıklardan dönmüş başın
hiçliklere bulanmış
yalnızsın,
yanlış olduğun kadar.


Ne kadar çoksan
o kadar yok içinde ki,
ve yakınman durumundan şimdi
çoçuğun gökyüzüne kaçırdığı
balon hüznü yüzünde ki.


5 Mayıs 2012 Cumartesi

Cumartesi

Odamdan dünyaya açılan penceremde
ömrümün buz sarkıtlarını sayıyorum,
günlerden mayıs.
Ertelenmiş bi'cumartesiyim bense,
hayatım  aç bırakılmış
bi'aşka çıplak.


Birazdan hava bırakır kendini
içim gece
içince geçer demişler
inanmışız,
çok içmişiz,düş görmüşüz,
hepsi bu.

Kısa Film

Seni uydurmuşlar 
rüyalarımda 
bile başrole.
Figüranlık benimkisi
dağılmış bi'piçi 
oynuyorum,
bırakıp 
her gidişinde.

28 Nisan 2012 Cumartesi

Eskici

Neyi sevsek üstümüze yeni diye
hep eskinin kokusu sinmiş.
Bu yüzden çerçevesine
delikler sıkıştırılmış
yamalı bir ruhtur benim'kisi,
aşk tutmaz.


Düş toplayan 
bi'eskiciyim şimdiler de
gidenler
eskitmişler hissetmeyi bize.

25 Nisan 2012 Çarşamba

Oda

Sararan zamandan
bahsetmeliyim sana,
yoksullaşan anlarımdan
içimizde bitenden
ve söylemeliyim
nasılda mutsuz
sabahlara uyandığımı.


O'da özler mi?
Ben dinlerim de,
Duvarlar konuşur mu
Sevişir mi yastıklar 
öpüşür mü kitaplar
uzanırlar mı yanıma,
fotoğraflarda hala
aynı bakıyorsun bana
sen kokarlar mı?


Tavan soğuk bi'kişilik
kapılar yüzüme
kapamış kollarını
taş plaklar aldım
kendime
gider mi onlar da?

22 Nisan 2012 Pazar

Tadında tuzum

Herkes gider,
sende gidersin


Dökmem ardından gözyaşı
hem hangi su geri getirmede 
marifet sağlamış gidenleri?
Ya da ekmek kırıntıları
atsak yollarına
olmadıktan sonra içte yangınları
hangisi yol gösterir kaybolmuşluklarına?


Herkes gider,
sende gidersin.


Mavileri siyah ederiz sabahları gece,
bilmez misin gidince 
arda kalan kül hece.
Ya da umutları yok ederiz
hem olmadıktan sonra 
bulutlarda gözü beklemek niye?


Herkes gider,
sende gidersin.


Ne varsa yaşanan koyup avucuna
bakmadan ardına gidersin
bilmez misin?
''hem gidenedir bu şiir
hem gelecek olana
O da biraz oyalanıp
gider nasılsa''
diyen şair, 
haklıdır enine boyuna.


Herkes gider küçüğüm,
hep giderler,öyle sanılır.
Sende gidersin.
Tadında tuzum
koynunda mavilerim olsun
öyle hatırla beni,bilesin,
severim seni.




20 Nisan 2012 Cuma

Su

Kaybedişlerimde susuyorum
su oluyorsun,yüzüme vuruyorum,
içime bilmem 
kaç yüzün işlemiş yakıyor.
Düşen bi'saç teli sana ne anlatır
bilmiyorum,
bana seni anlatıyor.
Sen gidiyorsun
tutamıyorum,
susuyorum,
ve sonu yok bi'hikaye yazılıyor
saçlarımda ki susuş üzerine.

Gerçekten yalnızız.

Yalnızdı insan
yağmur yağdığında ıslanması
hep bundandı,
ve giderdi
hatırında, aklında
olmasaydı
geçmiş günlerde ki
yoksunluk.
Var sanıldığından olsa gerek
ya heplik
ya yoklukları,
bir replikti sadece 
tekrarladıkları
yalnızız der
yutkunur
ve ölürlerdi.

18 Nisan 2012 Çarşamba

Rüzgar

Gidenlerin açık
bıraktığı kapılardandır
rüzgarı sol
yanımda hissetmem
ve ben ne zaman
üşütsem
hep kalbim kanar.

Dem

Bir dem var bugünde, 
durdukça içime çöken.
Esmesin yağmur,
dökülmesin rüzgar,
efkarım çok,
mutlu sabahlara
bir ömür var.

15 Nisan 2012 Pazar

Masal

şehir;
içinde düş saklı adamların uğrak yeri,
yaşanmış hikayelerin miş'li zamanlarını anlatan
yaşlı bi'kadın
bir varmış bir yokmuş'la başlayan her söze.
Adam
kaldırımlarını dizmiş yüreğine,
her kuytu köşesi ile ezberinde şehir
her anı ile içinde.
nasıl olmasın?
hayatı duruyor, işte tam orada.
Kadın
hayallerini oturtmuş şehrin tepelerine,
bulutlar ne kadar yakınsa, hayalleri o kadar gerçek.
Güneşini de sevmiş, huzurunu da
nasıl sevmesin?
hayatı duruyor işte tam orada.
Üç elma düşmeden, üçü de düşmüş gözden;
Şehir, adam, kadın.
Şehir solmuş, düşünü yitirmiş.
Adam kaldırımlarını
söküp atmış yüreğinin, ezberini bozmuş.
Kadın değiştirmiş yollarını
hayallerinin, Bulutlarını silmiş.


Sonra bi'resim kalmış geride
bir Çöpadam,
iki kahve fincanıyla oturmuş
sohbette.
Fallarda hep çıkanın aksine
hayalleri elinde
umutları buruşuk kağıtlarda
bavulunda,
şöyle diyor birisi;
''Bavulları hiç sevmiyorum efenim, hep gitmeyi hatırlatıyorlar''











Aşk gider.


Benden
çok zaman önce,
bir melodiyle geldi
aşk, 
giderken, arkasından 
sanrılar döktüm.
O elleri cebinde
ıslık çaldı, 
ben zamandan
düştüm.


14 Nisan 2012 Cumartesi

Hoşgeldin

Kadın;
dünyama gelişini sorgulamadım,
bıraktım öylece sana kendimi,
ama desem ki 
hangi yöne baksam sen
ve sadece aşk sanmışım 
ömrümden gelip geçenleri.
Belki de sana gelmek içindi, 
atlattığım tüm medeni sevişmeler.
Ben ufak bir umut
açtım sana mavilerimi,
hangisini istersen sar bedenine,
bir bulut kadar 
savunmasızım ellerinde. 

10 Nisan 2012 Salı

istedim

içimi kanattılar anne,
insan birisi ölsün isteyebilir mi ? 
ben istedim.
Umursamadım ne kadar 
içim yanar
düşünmedim ne kadar 
özlerim
nefes almazsa, 
Dünya 
eskisinden mutlu  mu olur 
bilmeden,
iki elimi yaslayıp 
kırgınlığıma
bırakıp tüm olup biteni 
hayatımın sol yanında
ölsün istedim.

31 Mart 2012 Cumartesi

İstememiştim aslında

Biz ne bilirdik eften püften nem kapmayı,
en büyük acımızı 
evde süt bittiğinde yaşamıştık.
Yürek burkulması
kaybettiğimiz gazoz kapaklarıydı.
Hüzün;
annenin oyunun orta yerinde çağırmasıydı.
Ağlamayı dizimiz kanadığında, 
mutluluğu,
bayramda alınan yeni ayakkabılarımızda bulmuştuk.
Hayallerimiz de ya bulutlardaydık,
ya da en sevdiğimiz oyuncakta.
Sonra büyümek istedik 
renklerimizi beğenmedik.
Acıyı;
aşkla sarmalayıp kollarımıza bıraktılar,
yürek burkulmasını
boynu bükük 
gidenlerin ardından bakarken yaşadık.
Hüznü bir mevsim gibi yerleştirdiler ömrümüze 
her yaprak dökülmesinde döküldük bizde.
Her geldiklerinde mutlu olmayı öğrettiler,
gittiklerinde de ağlamayı.
Hayallerimiz de büyüdü bizimle,
nasıl kırıldığını da gösterdiler
bulutların yalan olduğunu da.
Yoksa biz ne bilirdik eften püften nem kapmayı
rakının dibine vurmayı,
büyümek istemiştik,
ölümün yaklaştığını 
çok sonra farkettik.







30 Mart 2012 Cuma

En iyisi

Çok sevme en iyisi mi sen beni
mesela;
kim çok sevdim dediyse 
yarım bıraktı.
Aşklarından bahsettiler,
özlediklerini söylediler,
tutkularını anlattılar,
sabahlara uyandılar benle,
her açtıklarında gözlerini 
bana sarıldılar,
ölecek sandıklarım bile olmuşken
geride sadece ben kaldı. 

Çok isteme en iyisi mi sen beni,
mesela;
olmasın bizim dediğimiz şarkılarımız
sonra her şarkıda özlerim ben seni
serde erkeklik olmasına bakma
ağladığım bile olur,
resimlerle karalamayalım geçen zamanı
bırakalım, arkamıza baktığımız da
hatırlatacak olmasın onlar seni bana
mesela;
sinemada tutma elimi, 
sonra her beyaz perde ışığında 
bulurum seni, 
dolaşmayalım ele ele, 
öpüşmeyelim yollarda 
o yollar çekilmez olur bana 
şehri terk ederim,
kendimden nasıl geçerim?

Çok düşünme en iyisi mi sen beni
mesela;
geceleri bensiz uyuma ihtimalin olsun,
aramasın sıcaklığımı tenin 
kokum olmadan da neşeli olsun yatağın,
yerimi alabilsin yastığın yorganın.
Hatırında olmasın 
gecelerde soyunmuşluğun, 
kalmasın benden tek dokunuş.
Sonra ben de hatırlarım
uyuyamam,
zaman başı sana susarım
soğuk yatak çekilir dert değil
elimde olmaz sana içlenirim
küfretmelerim olur, 
dışım ölür, içim sen.

Çok aşık olma en iyisi mi sen bana
mesela;
aşk dediğin nedir ki,
öyle aşklar gördüm ben
acılarını da yanlarında taşıdılar
mutlu oldum dediğinde
aldılar.

En iyisi mi sen boş ver beni
mesela;
kalsın bu hikaye burada.
Bir kez gerçekten sevilir
geri kalan ruhu hoş eden 
sevişmeler;
Ne sen benim kanıma gir,
Ne ben sende günaha gireyim. 






29 Mart 2012 Perşembe

Adın 'Hayal'

  Babacım,inan buraya yazdıklarımı okumanı çok isterdim ama bu hiç bir zaman mümkün olmayacak. Çünkü biz seni öldürdük. Annen ve ben, bunu hiç acımadan yaptık. İnsan kıyabilir miydi Hayal'ine? Biz bunu başardık.
    En büyük Hayal'im sen olabildin benim hayatta, o yüzden adın ''Hayal'' oldu. Hayalin gibi sen de öyle güzeldin ki, çok sevdiğimiz sarı buklelerin vardı. Kafanı salladığında iki yanına, ne de güzel dağılırlardı her bir yana. Gözlerin annenin gözlerine benzerdi. Sevgi ışıldardı içlerinde, umut kaynağı olurlardı bize, en zor anda dahi. Burnun fındık gibi ufacık, ısırası gelirdi insanın. Sen öyle bizim din ki  babacım,seni hep umudum diye sevdim. 
  Her gece başucunda uyuyana kadar sen kitaplar okurduk. Hep merak ederdik kime benzeyeceksin diye. Ben hep annen gibi ol isterdim. Annen hem çok güzel hem de yetenekliydi. Öyle ol cok isterdim. Ellerin, kaşın gözün,saçın,yanağın benzesin.  
  Doğumunu anlatıyım mı sana? İnanamazsın, annen çok zor bir hamilelik geçirdi ama geldiğin günü hiç unutmam. Arabaya binmeyi unutup koşmuştum hastaneye. Dedenler ,ananenler, babanenler hepsi orda. Gözlerinde bir ışıltı. Şenlik ateşleri yanmış gibi. Kızın oldu dediler. Deden hep ''baba olmadan anlamazsın o duyguyu'' derdi. Seni ellerime aldım, yüreğime oturdun kızım, daha ilk saniyede umudum oldun. 
   Kokun annen gibiydi, çektikçe içine huzur ekliyordun ömrüme.O gün seni sardığımdan beri, bir daha hiç bırakmadım. Geceleri senin için uykusuz geçen zamanlarımızda oldu, seni uyurken izlemek gökyüzünün mavisi gibiydi, iyi ki gelmiştin kızım, seni çok sevdik. İlk kez baba dediğin anı ölmüş olsam unutamam, inanır mısın o gün cennetten değerliydi benim için.
   Ama öldürdük biz seni babacım, hem de hiç düşünmeden.
  Oysaki ne de sevmiştik seni, tüm hayallerimiz gibi. Akşamları işten gelirim, kapı açılır, sonra koşan bir ses duyulurdu'' Anneeee babaamm geldii!'' Ne de mutlu günlerdi. Annen atölyesinden geç çıktığında beraber ona yaptığımız salatayı hatırladın mı? İlk deneyimindi, annenden öğreneceğin çok şey vardı.
   Öldürdük biz seni babacım, hem de üzülmeden.
  Güzel bir evimiz vardı. Annenle canımız nasıl istediyse öyle dekore etmiştik. Senin odanı da özenle hazırlamıştık. Annen hep klasik müzikle ruhunu doldurmayı planladı. Kızım sen olsaydın çok mutlu bir ailen olacaktı.
   Biz seni öldürdük babacım. Çok sevdiğimiz halde, hem de hiç acımadan.
   Herkesin bir hayali vardı, benim hayalim sendin babacım. ileri de belki bir kızım daha olur. Adı yine hayal olur, ne zaman ona baksam, ne zaman sarsam, kokusunu çeksem içime, sende orada olursun. Ona da seni anlatırım senden kalan hayallerle büyür. Belki sarı bukleleri de olur ama yerini dolduramaz babacım, sen benim hep tek hayalim olarak kalırsın.
  Ben seni hep severim babacım. Biliyorum yukarılarda bir yerde benimle olacaksın. Baba diyeceksin bana. Özlemle duyucam o sözleri senden. Nerede rüzgarda savrulan sarı bukleler görsem hep senin kokun gelecek burnuma. İşleyene kadar çekerim içime babacım. 
Bunları okumanı çok isterdim, ama sen bunları hiç görmeyeceksin dedim ya biz seni öldürdük.
                                                             Seni seviyorum kızım. Bu dünyada görüşemedik.
                                                                               Hayallerimle, Baban.

26 Mart 2012 Pazartesi

öldükçe gördüm.

Çok yaşadım, çok gördüm, çok öldüm,
yaşadıklarım hikayeden ibaret,
ölmelerim ise ayak altı, paspas.
En son ölmem de daha çok gömdüler beni,
daha çok gördüm.
En çok geceyi sevdim bu yüzden,
sadece sözler vardı,
ister inan ister inanma.
Sonra yüzler gördüm
aynı bedende birden fazla,
nasılda herkese aynı aşkla.
Üç günde yüzyıllık olan aşklar gördüm,
yanı başımda durdular,
içleri aktı içlerine
çoğu inandı,
ben güldüm.