26 Temmuz 2012 Perşembe

Sensiz dinleyin beni.

Yalnızlığım salınıyor
yarım bıraktığın soluklarımdan.
yeniden başlıyorum 
kaldığım yerden yok olmaya 
bir gece daha yakıyorum. 
Kime dokunsa bakışlarım
çatlaklarım 
sen oluyor her seferinde
içimden geldiğinden değil 
hala sevdiğimden değil
aşktan
hasretten
dertten  değil
elin kaldı bende
tutmuyor hayallerimi
elim kimim eline değse.
İki büklüm saatlerim şimdi
günüm geçimsiz
yılım karamsar
saçların sarmalanıyor
boğazıma düğüm
gelsen şimdi
gözyaşların avuçlarımda
korunmasız ıslak
ötesiz kimsesiz
yağmışsın
sanki bizim değilmiş
bu gökyüzü
ıslandığım değil yağmur
yakan gözyaşların
sormadan düşmüşsün
yüzümün efkarına.

hani bir gelsen şimdi
bakmadan ardıma
sarardım kimsesiz yarınlarıma.






24 Temmuz 2012 Salı

Neden arama kendine, yok.

Sadece hayaller
kurulabiliyordu
sen gelince akla
bir geceden bir geceye
bir kaç adım öte
gündüze varılmadan
geçilebiliyordu.

Ve ne ara
içimde biraz fazla boğulsam
yarım yamalak hatıralarla
aradan yalnız yüzün seçilir
çıplak
utanmasız
cevapsız
gelir
yatağımın en soğuk yarınında
yer edinir.

Senden arda kalan
hayat mı dersin?

Bir gün mutlak ölecektik
ve bir kere gelinecekse bu hayata
neden?
sorusu en doğal haktı
bir yaşama esnasında.

Her gün öldüm bilmedin.
Senden arda kalan
Hayat mı demiştin?

19 Temmuz 2012 Perşembe

Kül

Eskisi kadar
değil,
küllerinden doğmuyor
gidenler
sadece savruluyor
rüzgara,
ve artık çekilmiyor
yüreği yarım kalmalar
gözü sarhoş
hali duman olmalar.
yalnızlık şimdi
her yanı sarmış
kolları koynumda.
Senin mi bu ateş?
Ve ben 
efkarı tavan yapmış 
düşüm,
düştüğümde gördüm
nefes alamamakla 
ölmüyor aşklar.

Toz

Başımı  düşüme yaslayıp
seni siliyorum 
hayatımdan,
tozların yakıyor.
Şimdi gelsen 
diyorum
en fazla
yüzün
sarar hayallerimi.
Bulutlarım gitti.

17 Temmuz 2012 Salı

Yolculuk

Mutluluk dedikleri
günlerce sürecek
yolculuktan sonra
varılacak kent gibi.
öyle çok
alıştırdılar ki ayrılıklara
giderken arkalarından
boş gözler döküyorum
yüzüm gözüm ıslak
otobüs camının
soğukluğunda.
Ve ben sus pus olunduğunda
doğdu sanılan
kız çocuğu,
ne gelişim heyecanlandırıyor
ne de gidişimde
hüzün kaplıyor
her yanı.




Özlemlerle, Kızın.

Anne bak!
Soyundum
bir kenara bıraktım benliğimi,
Çıplak kaldım utanmadım.
Ellerinde yoğruldum
ne de masumdum
babamın ellerinden tutarken parkta.
Işıkların rengi hep aynıydı
ruhları değişti
sürgün yedik hayattan
en çokta atlı karıncadan.
Hiç bir yere gitmez sanıyorsun
bir bakmışsın hayat gitmiş arkalarından.
En çok canımı
yaktıklarında kadındım
ve en çok o anlarda seni andım
artık o küçük kızın
değil
bedeni ellerde
bir kadınım.

Kalanlar.

Herkes gider.
Herkes ardına bakmadan
gider,
aslında öyle 
sanılır.
Oysa aşk bitmez
o bir kalma biçimidir.
Elleri kalır
bilekleri kalır
gözleri kalır
teni dolanır üstünde
dilinde tuzu kalır
ve neden diye sorma
her gelen 
onunla anılır.
herkes gider
aşk kalır
o bir ölme biçimidir.

Olamadık

Kulaklarım 
kör şimdi,
gözlerim sağır,
sözlerim loş
günlerim gece
dünyam bulanık.
Olamadığımız yerde
bekle beni.

Soluk

Çocukluğunuzda
oyalanmanız için 
elinize 
tutuşturulan 
boya kalemleri gibiyim,
her rengim
hüzün.

12 Temmuz 2012 Perşembe

İlişik Hayatlar

Kimisinin hayatından 
istesen de gidemezsin
mutlaka iliştirilir 
birbirine iki hayat
sık sık
beklenmedik hallerde
tadı aynıdır
unutamazsın
yalnızca kanar
için.
Bir yanın 
ona uzanır,
hangi yalnızlığı seçsen.
Gecenin boş yarısı
bulma hevesi
sarhoş yastıklar
üstüne sızmış yorgan
iki büklüm bir bulut
kimin bu düşler
kim de kalmış umut.



Anlam

Sarılmak
ve Dünya durması:
Bir içten
bir içe
aynı anlamda.

Boşluk

Bir başka 
bakıyorum,
bu sabah penceremden
şehre
seni çıkıyorum
geriye
hiç kalıyor.

-ge hali

Delik deşik düşlerimi
görmelisin
çürümeyi ve küfü
savrulmuş yanları
kırık kemikleri
burkulmuş hayalleri
birde
mezar kokuyorum
gittiğinden beri.

Kadınım

Her hal'de güzeldi.
uzun 
soluksuz 
gecenin sabahında,
Anlamsız 
cümle sonlarında,
buruk düşlerde,
soluk tenlerde,
kimsesiz evlerde
Hasta yataklarında bile,
güzeldi.
yangınımdı. 
Kadınımdı.

İntihar uzun soluklu bir kelime.

İsa'nın
çarmıha gerildiği yaştayım.
Terkedip giderken ruhunu
almak istediğim 
nefesleri hissetmiyorum.
Ölüm geliyor diyorlar,
çaresiz,
inanmıyorum.
Önce ellerin gidiyor
sonra 
hayat akıyor önümden.
Sen gidiyorsun
solgun bir gün oluyor
mevsim yanlış
yüzün soluk.
Ölüm dedikleri 
iki dudak arası 
iki hece.
Hiçlik bilinci 
sadece susuyor insan
ötesi olmadığını 
bilmekle.

Karmakarışıklığım

Yağmurluydu...
Dündü
gitti. 
Akşam oldu,
sonra gece.
Söz bitti... 
Güz indi...
Sus!!
pus oldu.
Ses duyuldu.
Öldü yarınlar.
Kırıldı hayat,
hayat kırılgandı.

Spermname

Aşkı 
İki bacak arasında 
yaşadığınızı bilmeyince,
terinizi
aşkın nemi 
zannedersiniz.
Peçeteyle silinen
çocuklarınızdan
tek farkınızdır
kötü kokmazsınız.

Adın

Aşk diyordu
adına kadın,
yeniden doğmak gibi.
Nefes almak gibi.
Vedaları terk etmek
eskimiş bavullara
ve tuzun olmak
bir içten bir içe.
Sen olmak
diyordu
bir daha bu hayatta
olamayacağını 
bile bile.