12 Ocak 2014 Pazar

Babannem

Ölüm ne acı bir kelime,
hiç yakışmıyor babannelere.

Onun hüznü;
çiçekleri boyun bükerse
geçmemişse yoldakiler o gün aynı telaşla
ve gelmezse her bayram sabahında
uzaklar.

Yalnız kalıp gençliğinin yeşilinde
çok çocuklu bir aile edinmiş
Bursa'nın zeytin bahçelerinde.
Dert midir dersiniz
ekmek yanmasın diye
kesmiş göbek bağını
babamın
körpe bir keskiyle.

Çok bilmem gençliğini
hem genç babannemi olur
onuda bilmem.
dedemi gönderip uzaklara
onca çocuğa kol kanat germiş
insülin iğnesinin ucunda.

Aylardan mayıs bizim oralarda
erik yeşillenir
ve daha mavi olur
İznik suyu.
Erguvanın pembesi
akşamların ceviz ağacı gölgesi
balkonun köşesi
elinde su şişesi
belki hayal ederdi
belkide akşam ne yemek derdi.
Üşümesin diye çiçekleri ve kendi
yokken kimsesi
onlara sarılır uyurdu belkide
yüzünde özlem çürüğü.

Babannem bi Atatürk'ü bilir
gerisi başparmağının marifeti
bilmez mesela Süreya'yı
hiç duymadı. 
Okuması olsa 
okur muydu, bilmem.
Onunla aynı gün binmesi dört kolluya
tesadüf diye geçer kayıtlarımda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder