21 Kasım 2014 Cuma

Biliyor musun?


Adam mutlu günlerin
sabahında...

Biliyor musun?
Sevmekte az seni kimi zaman,
uğruna ölesi geliyor insanın.

14 Eylül 2014 Pazar

Unutmak hiç bitmiyor.

Her nasılsa
yakışıksız bir iklim sabahı
bulutlara bırakmışım hüznü,
alakasız bir halde
bir bardak çayın hatrına
yağıyor yüzün,
Ne olmuşsa olmuş diyorum,
vakit geç,
tam da Eylül.

Eskimiş gibi düşünme
Unutmak hiç bitmiyor.








20 Ocak 2014 Pazartesi

Uzun hikaye.

Mutlu olmak
Koşuşturan bi tren yolcusunun
Elindeki yüke aldırmadan
Uçar adım
Eve varma isteği.
Mutlu olmak
Sabah olmasın diye
Kollarına bulanmış
Gözü sağır kulağı kör olmuş
Bi sevda yollusunun
Düşünmeden herşeyi
Zamanı kırpamayışı.
Mutlu olmak
Başka bir hayata
Yine ayni sabaha
Yine senle uyanacakmış
Düşüncesi.
Mutlu olmak
Şimdi tek kelime
Gerisi mi?
Uzun hikaye.

19 Ocak 2014 Pazar

Üşüyoruz.

Kıskandığın yarının
beklediğin adamın
sol cebinde saklıdır.
Mutlu olmak değil niyetin
unutmak istiyorsun
benim gibi
düşünsene;
ayrı hikayelerde aynı sona yürüyoruz
ben unutacak adam oluyorum
sen beyazlarınla kadın
utanmıyoruz yalan yok
üşüyoruz.
Elimi atıyorum içime
sen çıkıyorsun
sonra yokmuş gibi yapıyoruz.
gibi gibi.

12 Ocak 2014 Pazar

Babannem

Ölüm ne acı bir kelime,
hiç yakışmıyor babannelere.

Onun hüznü;
çiçekleri boyun bükerse
geçmemişse yoldakiler o gün aynı telaşla
ve gelmezse her bayram sabahında
uzaklar.

Yalnız kalıp gençliğinin yeşilinde
çok çocuklu bir aile edinmiş
Bursa'nın zeytin bahçelerinde.
Dert midir dersiniz
ekmek yanmasın diye
kesmiş göbek bağını
babamın
körpe bir keskiyle.

Çok bilmem gençliğini
hem genç babannemi olur
onuda bilmem.
dedemi gönderip uzaklara
onca çocuğa kol kanat germiş
insülin iğnesinin ucunda.

Aylardan mayıs bizim oralarda
erik yeşillenir
ve daha mavi olur
İznik suyu.
Erguvanın pembesi
akşamların ceviz ağacı gölgesi
balkonun köşesi
elinde su şişesi
belki hayal ederdi
belkide akşam ne yemek derdi.
Üşümesin diye çiçekleri ve kendi
yokken kimsesi
onlara sarılır uyurdu belkide
yüzünde özlem çürüğü.

Babannem bi Atatürk'ü bilir
gerisi başparmağının marifeti
bilmez mesela Süreya'yı
hiç duymadı. 
Okuması olsa 
okur muydu, bilmem.
Onunla aynı gün binmesi dört kolluya
tesadüf diye geçer kayıtlarımda.